
Yönetmen: Alfred Hitchcock
Senarist: Joseph Stefano
Vizyon: 16 June 1960 (USA)
Tür: Korku / Gerilim
Süre: 109 dk.
Yapım: USA
Dil: İngilizce
Sevgilisiyle evlenmek isteyen bir kadın ve hasta ruhlu katilin yollarının kesişmesini ve ardında olanları anlatan bu ünlü korku filmini sonunda izledim...
Film başlangıcında Hitchcock'un kendini işaretlerle -sayılarla- anlatmak yerine harflerle anlatmayı tercih ettiğini görüyoruz ve tam ilk karede, bir orjinalliğe sahip olduğunu görüyoruz filmin.Bir de Hitchcock'u filmin başında, Marion Crane'in ofisine girdiği sırada, kapıda, siyah şapkasıyla bir an görüyoruz.Dikkatli izleyenler, farkedecektir.

Kamera kadının siyah iç çamaşırından bembeyaz, içi dolar dolu zarfa dönüyor.Daha sonra kadın üstüne gri bir kıyafet alıyor ve siyah çantasının içine beyaz zarfı koyup, bavulunu hazırlayıp, evlenmek için sevgilisinin yanına gitme planları kuruyor.Bu sahneden bir önceki sahnede paranın sahibi, zengin adamın da dediği gibi: para bütün mutsuzluğu örter.Ve kadın da mutsuzluğunu örtmek, mutlu olmak için parayı kullanıyor.Maddi durumu pek iyi olmadığı için evlenemedikleri sevgilisi için adamın parasını çalıp, bavulunu hazırlıyor...
Kadın parayı çalmadan önce beyaz iç çamaşırı, çaldıktan sonra ise siyah iç çamaşırı giyiyor.Zaten film boyunca bu tip ayrıntılar çok görülüyor.Mesela karakterlerin yüzüne vuran gölgeye göre bir analiz yapılacaksa: eğer karakter gölgeye, karanlığa doğru yürürse, kötülüğü seçtiğini ya da yanlış bir karar verdiğini anlıyoruz.Ama tam tersini yaparsa iyiliği veya iyi bir karar verdiğine şahit oluyoruz.Film boyunca bu tip ayrıntılar yoğunlukta.
Kadın, yani Marie Crane, hırsızlık yaptığı için içinde garip bir suçluluk taşıyor ve yolda patronuyla karşılaşması bu suçluluk duygusunu daha da körüklüyor.Gece geç saate kadar durmadan araba sürüyor, sonunda uyuyakalıyor ve uyandığında başında bir polis oluyor.Polis, kadının iyi olup olmadığına bakarken, kadın o an ki paranoya duygusuyla, polisi görünce garip davranışlarda bulunuyor ve polisi şüphelendiriyor.Normal bir filmde polis bir şey demez geçer, fakat Hitchcock seyirciyi aptal yerine koymuyor...

Kadın, arabasını değiştirmek için bir ikinci el araba dükkanına girince, aslında Hitchcock'un kadınlar hakkında düşüncesini açıklayan bir diyolog ortaya çıkıyor, eğer biraz hayat hikayesini okumuşsanız, Hitch'in kadınlara karşı var olan zaafını - özellikle sarışın kadınlar- bilirsiniz:
Maria Crane: Arabamı takas edebilir miyim ?
Satıcı: Aklınızdan geçeni yapın.Kadınsınız, yaparsınız zaten.Bu sizinki mi ?
Marie Crane: Evet...Hiç sorunu yok, ben sadece...
Satıcı: Görüntüsünden bıktınız?
Filmde, kadının aklından geçenleri, dış ses olarak çok iyi yansıtılmış.Bunu zaten son sahnede daha iyi anlıyoruz.Kadın arabayla giderken, düşüncelerini duyuyoruz ve bir andan şiddetli bi yağmur başlıyor.Bir süre sonra yağmurdan önünü göremez hale geliyor ve arabayı bir motele çekiyor, geceyi orda geçirmek için.Yağmurun şiddeli bir şekilde, bir anda yağması, kadının o anda bulunduğu ruh durumunu anlatıyor.Zamanla vicdanı yüzünden acı çekeceğini ve karar veremez hale geleceğini, önünü göremeyeceğini gösteriyor.O şiddetli yağmur, kadının içindeki şiddetli duygusal seli ifade ediyor.Ve kadın sonunda yağmura dayanamıyor, biraz dinlenmek için arabayı kenara çekip, motele giriyor.Arabayı kenara çektiğinde, o motele girdiğinde, Norman Bates ile, o yerin sahibi ve aynı zaman da tek çalışanıyla tanışıyor.Böylelikle kader ağlarını örmüş oluyor.Kadına işlediği suçun cezasını kader veriyor...
Bir önemli nokta da, Norman Bates'in kadına odayı gösterirken, banyoda bir süre duraklaması ve "banyo" kelimesini söyleyememesi üzerine kadının cümleyi tamamlamasıdır...Norman bir süre duraklar, sanki bir şey düşünüyordur...Sonra olacakları düşünürsek, bu olay senaryodaki ufak ve hoş bir ayrıntı olarak kalıyor.İşte bu yüzden filmleri ikinci defa izlemenin nedeni de bu! Bu tip şeyleri yakalamak...
Norman Bates, bize çocuksu tavırları ve yüz ifadeleriyle, masum biri olarak geliyor.Çocukluğunu yaşayamadığını ya da unutamadığını anlıyoruz.Bir süre sonra o masum yüzün altında bir psikopat katil olduğunu anlıyoruz...
Norman'ın misafirhanesindeki, içi doldurulmuş kuşları, özellikle kargayı gördüğümüzde, adamla ilgili kuşkularımız artıyor.Karga kötülük demektir.Ve tam biz bunları idrak etmeye çalışırken adam, Marie Crane'e dönüp: "tıpkı bir kuş gibi yemek yiyiyorsunuz" diyor.Biz ise

kuşkularımızdan emin oluyoruz.Bu adamda bir şey var! Kadının "arkadaşlarınızla dolaşmıyor musunuz hiç? " sorusuna, "bir erkeğin en iyi arkadaşı annesidir" cevabı vermesi de annesine olan bağlılığını gösteriyor.Bir süre sonra annesinin akıl hastası olduğunu ve onu çok sevdiğini söylüyor.Şayet o an, körle yatan şaşı kalkar diye düşünüyoruz.Norman Bates, Marie Crane ile yemekte konuşurken, onun hırçın, karışık ve nefret dolu duygularına şahit oluyoruz.Gecenin sonuna doğru, filmin isminin nerden geldiğini anlıyor ve o ünlü banyo sahnesine şahit oluyoruz.O sahnede, içine kan akan musluktan, kadının gözüne geçip ustaca olmuş.Banyo sahnesinin 7 günde çekildiğini de hatırlatmak isterim.
Paranın saadet getirmediğini, mutlu etmediğini, mutsuzluğu kapatmadığını anlıyoruz ve para da kadınla birlikte bataklığın dibini buluyor..
Hitchcock bir sahnede, bir kadına şunu söyletiyor: " Böcekler veya insanlar için ölüm, her zaman acımasız olmalı" Hitchcock söyletiyor diyorum çünkü bu bariz onun lafı.Norman Bates, onun

alter egosu, olmak istediği, ama olamadığı kişi.O kendini tatmin etmek için bu tip karakteri, filmleri gerçekçi bir şekilde beyazperdeye yansıtıyor ve bunda da hayli başarılı oluyor.
Daha sonra özel bir dedektifin, Marie Crane'in ve yanındaki 40.000 $'ın peşine düşüşünü, ipuçlarıyla bu motele gelişine şahit oluyoruz.Norman Bates, dedektifi siyahları için karşılıyor, burada da kıyafet ve renklerin, hikayeyle parerel gittiğini farkediyoruz.Sadece annesini taşıdıktan, ona karşı çıktından sonra Norman Bates, beyaz bir gömlek giyiyor.Onun dışında hep siyahlar içinde görüyoruz.
Dedektif biraz daha araştırma için motele tekrar geri döndüğünde, misafirhanedeki kargayı görüyor ve Norman Bates'in kötü olduğunu anlıyor.Bir kaç dakika sonra banyo sahnesi kadar ünlü olmayan fakat bir o kadar tüylerimizi diken diken eden bir sahneyi görüyoruz.Yalın ama etkileyici olmayı başarabilmiş bir cinayet sahnesi.
Dedektif gitmeden önce Marie Crane'in sevgilisine ve kız kardeşine "1 saate kadar döneceğim" demesi üzerine, ikisi de bu esrarın peşine düşüyor.Şerif'e ( ya da yardımcısıydı, hatırlamıyorum ) gidiyorlar fakat inandıramıyorlar...Şerif, Norman'ın annesinin 10 yıl önce öldüğünü söylüyor.Oysa annesinin yaşadığı hakkında emin olan ikili, sonunda bir konuk gibi motele gitmeye karar veriyorlar.
Norman Bates'in annesini taşıdığı sahnede, Hitchcock resmen yönetmeliğini göstermiş, yönetmenlik açısından harika bir sahneye imza atmıştır.Bu dakikadan itibaren olaylar hızlanıyor ve sona yaklaşıyoruz.Marie Crane'in sevgilisi ve kız kardeşi motel'e gidiyor, anneyi bulmayı çalışıyor.Anneyi buluyorlar fakat 10 yıl önce ölmüş, aradan geçen zamanda sadece iskelet halinde buluyorlar.O anda kadın kıyafetile Norman Bates ortaya çıkıyor, ve kızı öldürmeye çalışıyor.Marie Crane'in sevgilisi ise buna engel olup, adamı adalete teslim ediyor...
Sonunda aslında Norman Bates'in, annesini ve sevgilisini kıskanıp zehirlediğini anlıyoruz.10 yıl önce zehirlemiş ve mezardan annesinin cesedini çalıp, zihninde bir annesi bir kendisi

olmuş.Ama hiç bir zaman tam olarak kendisi olamamış bir akıl hastası olduğunu, beynindeki bu kişilik savaşını sonunda annesinin kazandığını ve sonunda hayatına annesi olarak devam edeceğini anlıyoruz.Öldürdüğü kişileri ise annesi olarak öldürdüğünü, annesi olarak oğlunu yani kendisini kıskandığını anlıyoruz.Bazen gerçek Norman Bates'in yüzüne vurduğunda, gerçeği kabullenmemek için annesi yerine geçerken kılık değiştirdiğini hatta ucuz bir peruk bile taktığına şahit oluyoruz.
Filmin sonunda annesi olarak aklından geçen düşünceleri duymamız ise son derece zekice yapılmış bir film olduğunu bize hatırlatıyor.Atmosferi çok iyi sağlanmış, artık bir klasik haline gelen, müzik kullanımıyla ve oyunculuklarıyla hayran bırakan bir film Pyscho...
Not: Bu film 18 Haziran 07 tarihinde eleştirilmiştir.